TÜRKİYE CANIM FEDA


   
  CcC:::::::....:::::::...::::::ÜLKÜCÜYÜZ..::::..BİZ:::::...::::::::...:::::::::CcC
  BASBUG ALPASLAN TURKES'IN GENCLIK HAKKINDAKI GORUSLERI
 
BAŞBUĞ ALPASLAN TÜRKEŞ'İN GENÇLİK HAKKINDAKİ GÖRÜŞLERİ

GENÇLİK [Başbuğ] [1.Bölüm] [2.Bölüm] Gençlik konusu birkaç açıdan ele alınabilir. Eğitim açısından, kültür açısından, beden ve ruh terbiyesi açısından ve en önemlisi siyaset açısından. Bu sonuncu nokta ötekileri de kapsamına aldığı için üzerinde durulmalıdır. Üstelik siyasi bakımdan gençlik günümüzûn de önemli bir meselesidir. Gençlik derken her ne kadar bütün Türk gençliğini kastedersek de gerçekte, ancak etkili olabilen, sözünü geçirebilen bir gençliği göz önüne alırız. Özellikle geri toplumlarda gençliğin siyaset ile uğraşması gerekip gerekmediği konusu tartışılmalıdır. Fakat hemen işaret etmeliyiz ki, gençlik geri bir halkın seçilmemiş temsilcisidir. Bu da demektir ki, seçilmiş temsilciler olan milletvekiller halk hizmetinde beceriksizliğe, yolsuzluğa, hattâ kötülüğe saptıla mı, halkın çıkarlarını korumak görevi gençliğe düşer. Bu yüzdendir ki, gençlikle arası iyi olmayan siyasi partilerin halk hizmetinden çok kendi çıkarının peşinde olduğu sonucu çıkarılır. Vurgunculuğa niyetli olan yöneticilerin gençliğin çıkışlarından, halkı uyarmak için giriştiği çabalardan hoşlanmayacağı şüphesizdir. Yarının yurt yöneticilerini yetiştirmek vatana ve millete yapılan iyiliklerin en büyüğüdür. Toplantı, konferans ve mitinglerde kendilerini alkışlatrmak, muhteliflerini de yuhalatmak için etrafına genç toplamaya çalışanlar gençliği çığırtkan veya satın alınmış propagandist olarak kullanan çarpık kanaatli kimselerdir. Ve ne acıdır ki, bugüne kadar gençliğin gördüğü muamele bu olmuştur. Kendi gideceği yolu görmeyen körler başkalarına nasıl yol gösterebilirlerdi ki? Kör köre yol gösterirse ikisi de çukura düşerler. Gerçekten bugün gençlik bu durumdadır. Basiretsiz yöneticiler kendileri gibi, bu arada Türkiye gibi gençliği de çukura düşürmüşlerdir. Mesele, şimdi gençliği kurtarmada, ona gideceği gerçek yolu, Türk ülküsü yolunu göstermektedir. Gençlik Amerikan uşaklığının da, Rus uşaklığının da aynı kapıya çıkacağı gerçeğini bilmelidir. Komünist Rusyaya sempati duymak, efendi değiştirme isteğinden başka bir şey değildir. Türk ülküsü dışında ne olursa olsun hizmet etmek köleliktir. Bu arada gençler de tamamen sorumsuz değildirler. Kendilerine gerçek yolu gösterenleri bulmaları ve bunları izlemeleri gerekir. Herkesin ülkücü olması beklenmese bile ülkücülerin yalnız bırakılmasından herkes, her Türk genci sorumludur. Kudretli ve mutlu Türkiye adlı kutsal anıtın yaratılmasında her nefer kendine düşen alın terini dökmelidir, demekle yetinmiyorum, dökmeye mecburdur, diyorum. Yeni baştan bir toplum, yeni baştan bir millet ve yeni baştan bir tarih yaratmak görevini hakkıyla yerine getirmeyen her Türk genci atalarına, torunlarına ve Türk ülküsüne ihanet etmiş olacaktır. Türk gençliği Türk halkma önder olmalıdır. GENÇLERE HİTAP Genç arkadaşlarım : Aziz gençler; bir devlet idaresini Türk milletinin tarihi kıymet hükümlerine; maşeri vicdanlarına, islami ahlâkına dayandırmanın lüzum ve zaruretini dâvâ ediyoruz, bu unsurlara dayanarak güç ve kuvvet kazanacağımıza inanıyoruz. Daha da ileri giderek diyoruz ki, millî, ahlaki, tarihi vasıflarımızı inkâr ederek, değiştirerek, kısacası Türklükten çıkarak kuvvet kazanılacaksa bunun karşısındayız, "Zira kurt karın doyurmak için köpekliğe razı olmaz." Aziz arkadaşlarım, Milletimiz tarihin hangi çağında kendinden başkalarına özenmiş, başkalarına benzemeğe gayret etmişse zaafa düşmüş ve devleti dağılmıştır. Ne zaman kendine dönmüş, kendi benliğinin cevherine dayanmışsa dünyayı titreten bir güç olmuştur. Bilge Kağaını Orhun taşlarına kazdığı ebedî öğüt gerçeği bildiriyor. "Ey Türk titre kendine dön." Kendine dönüş başlamıştır Yıllar yılı suçmuş gibi görülen milliyetçilik yeniden parlamıştır. O kadar ki, 40 yildır milliyetçiliği ağzına almayan ve genç subayları, ihtiyar alimleri, üniversiteli aydınları milliyetçilikle suçlayıp Tabutluk işkencesine tâbi tutan kişiler bile "biz milliyetçiyiz" demek zorunda kalmışlardır. Hattâ oportünist, sosyalist, komünist, mason beynelmilelciler bile milliyetçi görûnmek mecburiyetinde kalmışlardır. Bu büyük bir zaferdir ve kazanılmıştır. Savaştan galip çıkan biziz. Zira silâhımız Türkün tarihi, Türkün mâneviyatı, Türkün realitesi, hülâsa edelim; Türkün kendisi idi. Onların silâhı; ifsat, iftira, sövgü, yergi, menfaat, hırs, yalan, dolandı. Anadolu'da "Yel kayadan ne kopanr" derler. Tezvir yeli Türklük kayasına çarptı ve dağıldı. Birinci merhale aşılmıştır, milleyetçilik, Türkçülük dosta düşmana kabul ettirilmiştir. Şimdi ikinci devre başlamıştır, milliyetçilik siyasi ve idarî tatbikata geçmelidir. BUnu da başaracağız. Bütün Türkler 500 milyonluk Türklüğün kudretini kalbimizde duyuyoruz. Genç arkadaşlarım; Hür, müreffeh ve kudretli bir Türkiye kurmalıyız. Hem de çok çabuk, çok hızlı, hiç vakit kaybetmeden. Heba edilen 200 yıldan sonra, 1960'dan bu yana geçen zamanda zaaflar, tereddütler; küçük oyunlarla heder edildi. Bu zaman, aşkıyla imân ile, ilim ile girişilecek bir savaşı sona erdirmeğe yeterdi. Üzüntümüz budur. Millet hayatının yıllarını şahsi kaprisler uğruna israf edenlere lanet ediyoruz. Dâvamız şahısları ile değil tutumları iledir. Aziz arkadaşlarım; ; Güçlenme yolundaki ilk yapılacak iş sanayileşmedir. Bugün dünya yüzünde nüfusu ve toprak sahası ne kadar küçük olursa olsun sanayii kvvetli olan memleket kuvvetli memlekettir. Tekniğin ilerlemesi, atom ve füze silâhlarının harp sahasına girmesi buna sahip olanlarla olmayanlar arasında büyük farklar yaratmıştır, Biz dünya yüzünde çağdaşımız olan ileri tekniğin sahipleri ile bir hizaya gelmek mecburiyetindeyiz. Varlığımızın garantisini ilelebet müttefik yardımlarına bırakamayız. Bu gerçek bir emniyet degildir. Yarın ya iç fesatçıların teşviki ile Natodan çıkmak veya bir Rus Amerikan uzlaşması ile Nato dağılmak durumuna gelirse yeni ittifaklar mı arayacağız? Hayır arkadaşlarım, kendini savunur, kendi silâhını, kendine yeter bir millet olmalıyız. Bu sanayileşmekle kabilidir. Devletin de, ferdin de bütün imkânları sanayiye yönelecektir. Köylerde yaşayan nüfusun dörtte üçü sanayide olacaktır. Bu suretle hem boş duran, boş durduğu için birbirini kıran vatandaşlarımız iş bulacak, rahat edecek, emeğinin nimetini görecek, hem Türkiye istihsali artacak, kendine yetecek ve yabancılara satılacaktır. Hem ziraatteki nüfus azalarak bugün çiftçi başına (8) dönüm düşen toprak (250) dönümden aşağı düşmeyen aile çiftlikleri haline gelecektir. Sanayileşen Türkiye'de dağınık köyler birleştirilerek yeni şehirler kurulacaktır. Bir fabrika, Karabük gibi 12 evlik bir köyü (80) bin nüfuslu bir şehir yapmıştır. Sosyal ve ekonomik kaide budur. Bir iş yeri 6 kişiyi başına toplar ve besler. Yeraltı madenleri ve yer üstü su enerjileri ile Türkiye kısa zamanda sanayileşecek imkâna sahiptir. Bu imkân kullanılmalıdır. Mamul sanayi mallarımız için müşteriler hazırdır. İstihlâk haddi fazla, iştira kabiliyeti kuvvetli, tarihi, dinî, stratejik birliğe sahip olduğurnuz petrolcü güney komşularımız kendileri için en ucuz malları Türkiye'den alacaklardır. Bu sanayinin kurulma ve gelişmesi için eğitimin yönü, tekniğe çevrilecek her sene üniversite kapılarında ıztırapla inleyen gençlik, yeni yeni teknik ilimler öğreten fakültelere yerleşecek, yüzbinlerce mühendis ve teknisyen yeni Türkiye'yi, Büyük Türkiye'nin çekirdeğini kısa zamanda gerçekleştireceklerdir. Kudretimizin kaynağı, ümdimizin mihrakı, yarınımızın teminatı sizlersiniz, aziz gençlerimiz. Gençlik anlayışımız Gençlik, hür düşüncenin ve beşer aklının varlığında yeni bir davranış ve gelişecek toplum yapısının temel güç, enerji ve ümit kaynağıdır. Gençlik, siyasî hedeflerini tahakkuk ettirici, yükseltici, ilerleticidir. Biz Türkiye'de fikir, ruh ve beden sağlığı, fikri hür, vicdanı hür, ezilmeyen ve ezmeğe hevesli olmayan yüksek bir iradeye sahip, devletin ve milletin geleceğini, sorumluluğunu taşımaya hazırlanan, nefsine güveni olan gençlik istiyoruz. Bu ruh ve şuurla yoğrulacak Türk gençliğini sosyal, kültürel, iktisadi kalkınrna dâvâmızın çözümcüleri, milli varlığı ayakta tutan, yücelten, bölünmezliğini sağlayan güçlü bir temel hareket varlığı olarak kabul ediyoruz. Gençliği geleceğin kuvvetli ve müreffeh Türkiye'sinin ana yapısını teşkil eden bir unsur ve yüksek idarecileri olarak görüyoruz. Türk gençliği bölünmez bir bütündür, bölücü çabaların sermayesi ve oyuncağı değildir. Gaye ve hedef Türk gençliğinin gayesi, Türkiye'de insan hak ve hürriyetlerini, kişinin ve toplumun rahat ve huzurunu, sosyal güvenliğini gerçekleştirecek ve teminata bağlayacak bir devlet düzeninin ve yönetiminin bütün müesseseleri ile birlikte hızla kurulmasını sağlamak ve Türkiye Cumhuriyetinin hürriyet, barış, hizmet ve huzur devleti olarak inşa ve gelişmesinde hareketli kitle halinde gelmektir. Hedef ise : Çağdaş insanlığın ortak medeniyetine yapıcı olarak katılmaktadır. Bu amaçla Türk gençliği olarak devletin bütün güç ve imkânlarının ileri bir hayat tarzı kurmak ve yaşatmak için seferber edilmesini, milletin çağdaş ilim ve tekniğe göre teçhiz ve teşkilatlandırılmasını gerekli görmekteyiz. Devletin yönetiminde, toplum hayatında ve gençliğin yetiştirilmesinde ilmi düşünce ve plân ilkesinin egemenliğini istiyoruz Türk gençliği bu gayeye : a - Milliyetçi, mâneviyatçı, sosyal, hukuk devleti ülküsüne; b - Hürriyet, milliyet, ahlâk, ilim, toplumculuk, gelişmecilik, halkçılık, köycülük, teknikçilik ve sanayileşme ilkelerine samimiyetle bağlanmakla ulaşabilir kanısındayız. Türkiye'de gençliğin oranı, toplam nüfusun % 45'ini aşkındır. Türk gençliği diğer az gelişmiş ülke gençliklerine oranla daha fazla çağdaş medeniyet seviyesinde mes'elelerin güç ve daha nâzik duruma gelmiş olması idrâki içinde itici, hamleci kuvvet olma zorunluğundadır. Türk Milletinin birliği, Türk Vatanın ve Devletinin hâkimiyeti ve bütünlüğü temel değerini korumak ve bunu bozmak için çaba gösteren fesat güçlere karşı savaşmak şuurunu ve heyecanını daima taşımalıdır. Doğu ve Batı ülkeleri kendi gençliklerinin önemli rolünü bilerek, gençlik siyaseti ve hedeflerini tahakkuk ettirmişlerdir, ettirmektedirler. Bunun yanında dünya ülkelerinin gençliğine ve onun meselelerine kendi görüşlerini kazandırmak için, uygulanacak siyasetin tesbit, tatbik ve tahliline eğilmişlerdir. 12 Mart ve 12 Eylül öncesi beliren ve Türk Gençliğinin bir kesimini kendi öz devletine isyana sürükleyen erçek sebepleri ortaya koymak, buna göre gerekli güçlü ve muhtevalı tedbirleri almak lazımdır. Yoksa, sathi ve meseleyi daha da karışık hale getirici yapma tedbirlerle bu milli ve hayati mesele geçirilemez. Türk gençliğinin bir kesimi kendi devletine açıkça ihanet ederken, öbür kesimi atalarına lâyık bir asalet ve kahramanlıkla devletini nasıl ve niçin savunmuştur? Aynı memlekette yaşayan, aynı tahsili görmüş, aynı milletin evlâtları; niçin ihanetle, vatanseverlik gibi en sert ve tehlikeli zıtlaşma içine düşürülmüşlerdir? Memuniyetle ifade edelim ki, vatanını savunan gençler, Türk milleyetçiliği ûlküsüne bağlı oldukları için, ne emperyalizme alet olmuşlar, ne de Tûrklüğün son bağımsız biricik devletine baş kaldırmışlardır. Milliyetçi Türk gençliğinin emperyalizmin öncüsü yabancı ideolojilere karşı geçmiş yıllarda gösterdiği yüksek uyanıklık ve yaptığı feragatlı mücadele her türlü takdirin üstündedir. Onların fedakâr çalışmaları sayesindedir ki, Türkiye uçurumun kenarından kurtarılmıştır. Türk Milletine hizmet yolunda Milliyetçi Türk Gençliği, emperyalizmin uşakları olan komünist çeteleri tarafından haince suikastlara uğramışlar ve şehitler vermişlerdir. Ömürlerinin baharında gözlerini dünyaya kapayan bu genç kahramanların aziz hatıralarını rahmetle anarak, kendilerine minnet ve şükranlarımızı sunarım. Milliyetçi gençliğin uğradıkları büyük bir talihsizlik vardır ki; o da, komünist propaganda ve tesiri altında kalan kendi hükûmetlerimiz tarafından da anlayışsızlıkla karşılaşmış olmalarıdır. Bu yüzden gençler devamlı haksızlıklara, zulüm ve baskılara maruz kalmışlar ve kalmakta bulunmaktadırlar. Fakat gerçeklerin ergeç tamamıyle anlaşılarak takdir olunacağından ümidimizi kesmiyeceğiz. Milliyetçi Türk Gençlerini yakından tanımış olmanın verdiği bir güvenle söyleyebilirim ki onlar milletimizin her çeşit güvenine ve teveccühüne lâyıktırlar. Onlardaki uyanıklığı, yüksek vazife duygusunu, yüksek ahlâkı gördükçe, milletimizin yaranına derin bir inançla bakmaktayız. İhmal edilen gençlik Memleket ve milletlerin bugün ve yarını için umut kaynağı olan gençlik, aynı zamanda, bir de­vletin devamlılık konusundaki güvenidir. Önemi büyüktür, yücedir. Üzülerek belirtmek gerekir ki, bugüne kadar ülkemizde gençlik konusu bir milli, dâvâ olarak ele alınmamış, gençliğe hizmet yolunda bir ûsül tesbit edilmemiştir. Türk Gençliği, Türk Milletinin geleceğinin biricik ümidi ve kurtuluş kaynağıdır. Bu görüşle gençleri teşkilâtlandırmak, memleket kalkınmasında başarılı hizmetler yapmaları için hazırlamak ve yetiştirmek gereklidir. Bugüne kadar yöneticiler tarafından gençliğin hamle gücü değerlendirilmemiş ve gençlik gelişi gûzel bir atmosfer içinde içtimaî, iktisadî, siyasî, teknik imkânsızlıklar karşısında yapayalnız ve yardımsız bırakılmıştır. Gençliğin ruh ve beden sağlığı büyûk ölçüde ihmale uğramıştır. İyilik, doğruluk, gûzellik, gerçek ülküsü ve ilmin meydana getirdiği sonuçlar sistemli bir şekilde gençliğe verilmerniş ve gençliğin temel eğitimi görüntüler ve tesadüflere dayandırılmıştır. Devletin gençliğe ait yükümlülükleri yerine getirilmemiştir. Gençlik zümrecilik ve kaba particilik anlayışı içinde lider kadroların ülke yararına çizilmeyen dar fikirler hücresine kapatılmak istenmiştir. Partiler gençliği bir bütün olarak görmek ve ana programlar düzeni içinde bu milli dâvâyı çözümlemek yolunu seçmemiş, yabancı fıkir ve siyaset akımlarını tesirinden doğacak zararlı sonuçlan düşünmemiş, gereken tedbirleri almamıştır. Sonuç olarak diyebilirz ki, gençliğin yetiştirilmesi cemiyet bakımından olduğu kadar keyfiyet bakımından da yetersiz bırakılmıştır. Gençlik, yorgun ve yıpranmış yetişkinlerin baskı ve istismarına hedef kabul edilmiştir. Fakat bütün bunlara rağmen eğitimi eksik ve kusurlu olmakla beraber, genç nesillerin formasyonu yaşlı nesilden ileridir. Yarına güvenimiz de bundan doğmaktadır. Bunu mutluluk sayarız. Bugün dünya nüfusunun üçte biri gençlerden müteşekkildir. Bu rakam küçümsenemez, hele az gelişmiş ülkelerde ise toplam nüfusun yarısını bulmaktadır. Bu ülkelerde gençlik, toplum meseleleri ile uğraşmakta ve daha aktif bir rol oynamaya hazırlanmaktadır. Gençliğe taahhûtlerimiz Biz Türk Milletinin çağdaş medeniyete ulaşması için Türk gençliğinin : a - Milli kültüre sahip kılınmasını, benliğinin korunması, nesilden nesile geliştirilerek ulaştırlmasını, b - Fikri ve fıziki gelişmesinin modern ilim ve yaşama düzeninde gerekli nisbette sağlanmasını, şart görüyoruz. Bu amaçla : 1 - Kültür ve eğitim müesseselerinin ilim seviyesinde verimlilik ve rasyonellik ilkesine uyarak kurulmasını, cihazlandırılmasını, mesleki ve sosyal tertibinin modern milletler ölçülerine göre geliştirilmesini sağlamalıdır. 2 - Fırsat ve imkân eşitliği hiç şaşmaz hedefimizdir. 3 - Millet gençliğinin tümüne sosyal sigorta garantisi tatbik edilmelidir. 4 - Gençliğin tümüne parasız sağlık hizmeti temin edilmelidir. 5 - Çocuklar ve gençler çalışma şartlarında özel olarak korunmalıdır. 6 - Eğitim ve kültür tesisleri yurt sathında dengesiz dağılmamalıdır. Üniversite gençliği tek bir ülkü etrafında toplanmalıdır o da : milliyetçilik, Türkçülük Şuurudur. Türkiye sınırları içinde yaşayan vatandaşlar bölge, kök, din, mezhep farkı gözetilmeksizin Türk Milletinin öz evlâtlarıdır. Bunların vatanın yükseltilmesi ve Türklüğün güçlü, ileri bir varlık haline getirilmesi yolunda el ele çalışmalarını sağlamak ve birleşik milli ülkümûze doğru koşturmak, Türk gençliğinin başta gelen ödevlerindendir. Ayrıca gençliğin, milliyetçi görüşleri benimsemesi vatan ve milletin yararına hepimize çok, pek çok şeyler kazandırır. Üniversite gençliğinin, maddi durumu çok iyi olanlar hariç, hepsinin iaşe, giyim, yatma külfeti ile bütün ders araç ve kitaplarının masraflarını devlet üzerine almakdır. Burslar bu amaçla geniş imkânlar ile genişletilmelidir. Bundan başka üniversite gençliği tatil devrelerinde halka ve köye, bunların meselelerine inmek ve dertleriyle dâvâlarını yakından bilmek, kavramak için aralarına girerek ve hattâ köy kalkınmasında fiilen, bedenen çalışması kat'i olarak gerekir




Bu sayfa hakkında yorum ekle:
İsminiz:
E-mail adresiniz:
Mesajın:
 
  Bugün 17 ziyaretçi (21 klik) kişi burdaydı!  
 
=> Sen de ücretsiz bir internet sitesi kurmak ister misin? O zaman burayı tıkla! <=